Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Neden Kadınlarda Daha Sık Görüldüğü Araştırılıyor

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Neden Kadınlarda Daha Sık Görüldüğü Araştırılıyor

TSSB, korkutucu ya da tehlikeli bir olayın tetiklediği bir durum. Bir çatışma, cinsel saldırı, silahlı şiddet unsurları, kazalar, doğal afetler ve sevilen birinin ölümü gibi durumlar TSSB’yi tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor. Kişiye oldukça ciddi sıkıntılar yaşatan TSSB, tedavi edilmezse yıllarca sürebilir. Belirtileri arasında geri dönüşler (olayın yeniden yaşanması), kâbuslar, kaçınma (onlara travmayı hatırlatan olaylardan uzaklaşma), gerginlik, utanç ve suçluluk duygusu bulunuyor.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 1970’lerde Vietnam savaşından dönen askerlerin psikolojinin bozulmasıyla konuşulmaya başladı. TSSB, ilk önce savaş yorgunluğu yaşayan erkeklere ait bir psikolojik sorun olarak tanımlandı. Ancak bu rahatsızlığın cinsiyeti yok. Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde kadın sağlığı araştırma ofisi müdürü Janine Clayton, “TSSB, kadınlar ve erkekler için yaşamları boyunca sürebilecek bir sorun” diyor.

Erkekler ve kadınlar travmaları farklı şekilde yaşıyorlar

travma sonrası stres bozukluğu

Clayton’a göre kadınlar ve erkekler, farklı travma türlerini yaşamları boyunca farklı zamanlarda yaşıyorlar. Erkekler, genellikle daha büyük yaşta, şiddete bağlı travmalar yaşarken, kadınlar daha genç yaşta, cinsel gelişim ve cinsel istismara bağlı travmalar yaşayabilir. Clayton, “Zamanlama farklı, travmanın doğası farklı ve beynin nasıl tepki verdiği farklı olabilir ancak bu semptomların devam etmesi pek normal değil” açıklamasını yaptı.

TSSB, bebeklerde kalp hastalığı, obezite, diyabet, kan pıhtısı, bazı kanser ve otizm tehlikesini de arttırmaktadır. Bu durum hem kadın hem de erkekleri etkilemektedir ancak yapılan araştırmalar kadınların TSSB’den daha fazla etkilendiğini gösteriyor. Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu’nda araştırma bilimci Andrea Roberts, “Uzun yıllar boyunca, TSSB’nin kesinlikle zihinsel bir hastalık olduğu anlaşıldı ancak kanıtlar TSSB’nin de fizyolojik etkilere sahip olduğunu gösteriyor. Vücudumuzda çok çeşitli hastalık riskini artıran etkileri var” dedi.

Biyolojik farklılıklar etkili olabilir

PTSD

TSSB’nin kadınları erkeklerden daha fazla etkilemesinin nedenleri şu an için belirsiz ancak araştırmalar devam ediyor. Chan’daki psikiyatrik epidemiyoloji profesörü olan Koenen, ayrımın, ‘erkek veya kadın’ olmaktan çok, kadınların yaşadığı travma türüyle daha fazla ilişkili olabileceğini düşünüyor. Kadınların cinsel tacize uğraması erkeklere oranla çok daha fazla ancak araştırmacılar sorunun bundan çok daha fazla olabileceğini düşünüyor. Araştırmacılar, kadınların depresyon, endişe ve diğer zihinsel sağlık sorunlarına daha yatkın olduklarına da dikkat çekiyor.

Çalışmalar ayrıca cinsel hormonlarının bu farklılıkta bir rol oynayabileceğini göstermekte. Perelman Tıp Fakültesi’nde klinik psikiyatri profesörü Edna Foa, östrojenin korku üzerindeki etkilerini test ediyor ve östrojen seviyelerini yukarı çektiğinde kadınlardaki korku oranının düştüğünü gözlemliyor. Bunun yanı sıra genetiğin de TSSB’nin gelişimini etkileyebildiği biliniyor. Koenen, TSSB olan ve olmayan insanlar arasındaki genetik farklılıkları tespit etmeye çalışan büyük bir araştırmaya liderlik ediyor. Koenen, “TSSB ile TSSB olmayanlar arasında farklılıklar görürsek bu bizi önemli biyolojik ipuçlarına götürebilir. Hastalığın biyolojisini daha iyi anlayabilirsek bu durum yeni tedavilere yol açabilir” açıklamasını yaptı.