Sanal Asıllığın Gazetecilikle Harmanlandığı Yeni Konsept: Mekansal Gazetecilik

Sanal Asıllığın Gazetecilikle Harmanlandığı Yeni Konsept: Mekansal Gazetecilik

Günümüzde gazetelerden çok internet siteleriyle okurlara erişen ananesel medya işletmeleri, okurların alakasını sürüklemek için değişik yollara müracaat etiyor ancak bugüne kadar uygulanan tekniklerin beklenen tesiri verdiğini söyleyemeyiz. Yeni jenerasyon gazeteciliğin ilk adımlarını atan bazı firmalar da okurlarına haberi yaşatmak için yeni yollar aramaya devam ediyor. 

Yeni usul arayışlarının neticeyi olarak ortaya çıkan mekansal gazetecilik kavramı, son teknolojiyi ananesel medyanın kullanımına sunuyor. Suni zeka ve sanal asıllığın yanı gizeme 3 ebatlı görseller ve videoları kullanarak okurları kimi zaman vaka yerine, kimi zaman uzayın derinliklerine ve kimi zaman da bir ormana taşıyacak mekansal gazetecilik, gelecekte bu sanayiye yeni bir biçim verebilir.

Mekansal gazetecilik, hudutları ortadan kaldırıyor:

51. bölge baskını

51. Bölge yakınlarında çekilen yukarıyadaki resmin mevzuyla alakasını merak edebilirsiniz ancak bu görseli somut bir misal verebilmek için kullanıyoruz. Resimler, bir vakayı anlatmak için yardım sağlayabilir fakat videolar, resimlere göre hikâyeyi daha ayrıntılı anlatma fırsatı sunar. Geçtiğimiz günlerde bir Facebook aktifliği sonrası 51. Bölge’yi basmaya çalışan bir grup insan görmüştük. Yukarıyada resim de o yarıyıl çekilmiş ancak orada ne yaşandığı, çevrede kimlerin olduğu hakkında pek bir fikir vermiyor.

Mekansal gazetecilik ise teknik hudutları ortadan kaldırıyor ve okurları sanki vakanın yaşandığı yere ışınlıyor. Teknolojinin büyümesiyle beraber kullanılabilir hâle gelen hologramlar, sanal gerçeklik videoları ve 3 ebatlı görseller, mekansal gazeteciliğin elini kuvvetlendiren unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

Mekansal gazeteciliğin yaygınlaşması gidişatında sanal gerçeklik videoları kullanılarak bir savaş bölgesine gidebilir, bir harita üzerinde ülke ülke dolaşabilir ya da uzayın derinliklerinde keşfedilen bir seyyareyi ayrıntılarıyla araştırabilirsiniz.

‘İnsan belleği, mekanlara oldukça duyarlı’

Einstein ile Ay Yürüyüşü

Joshua Foer’un Einstein ile Ay Yürüyüşü adlı kitabında yer alan ifadelere göre bir vakayı, bir bireyi ya da bir bilgiyi belleğe kaydolmak için mekan bilgisi büyük ehemmiyet taşıyor. Misal üzerinden gitmek gerekirse kalabalık bir grubun yer aldığı bir akşam yemeğine gittiğinizi düşünün. Muhtemelen akşam sonunda orada tanıştığınız bir hayli şahsın ismini anımsamayacaksınız ancak 1 hafta sonra dahi gittiğiniz mekanın özelliklerini vahşice sıralayabilir hatta çizebilirsiniz. Belleğin bu özelliğine odaklanan mekansal gazetecilik, bu anlamda ehemmiyetli bir noktaya değinmiş gibi görünüyor.

Elbette bahsi geçen içerikleri üretmek, ciddi anlamda efor ve zaman gerektiriyor. Bu dezavantajı aşmak için çalışmalar yapan medya kuruluşları, çözümü haberlerin bir kısmını mekansal gazetecilik usulüyle hazırlamakta buluyor. The New York Times’ın sanal gerçeklikle hazırladığı Mars misyonu haberi bunlara birer misal olarak verilebilir. 

Google, Apple, Facebook gibi teknoloji devi firmaların sanal ve artırılmış hakikatlik alanında yaptığı yatırımlar ve çıkardığı uygulamalar, mekansal gazeteciliğin dağılması için kilit rolde bulunuyor. Günümüzde sanal ve artırılmış hakikatlik kullanılıyor olsa da bunu ananesel medya içinde yaygınlaştırmak esrarengiz bir süreç olacak gibi görünüyor. Bu geçişin kaç senelik bir zaman alacağını ise hep beraber göreceğiz.