İstanbul’un Büyük Risk Altında Olduğunu Gösteren Deprem Haritası Yayınladı

İstanbul'un Büyük Risk Altında Olduğunu Gösteren Deprem Haritası Yayınladı

Kendi geliştirdiği GOS terminallerinde İstanbul’un zemin durumu ve yapı envanterini masaya yatıran GABORAS Gayrimenkul Borsası, olası İstanbul depreminin en fazla etkileyeceği bölgeleri gösteren bir ‘İstanbul Deprem Haritası’ oluşturdu ve yayınladı. GABORAS’a göre Avrupa yakası, Asya yakasından daha büyük risk altında.

Dün Marmara Denizi’nde gerçekleşen depremin, tüm planların deprem gerçeği göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini bir kez daha hatırlattığını ifade eden GABORAS CEO’su Kurtuluş Altun, “Ekonomik veya siyasi aldığımız her kararın arkasında deprem gerçeği yatmalıdır. Bu mesele herkesi ilgilendirir. Bu gerçeğe sırtımızı dönemeyiz.” ifadelerini kullandı.

GABORAS’ın İstanbul Deprem Haritası

istanbul deprem haritası

Yapılan çalışmaya göre İstanbul’un tarihi yarımadasının neredeyse tamamında zemin formasyonu iyi değil. Asya yakasının zemin formasyonunun Avrupa Yakası’na kıyasla daha iyi olduğunu ortaya koyan çalışmada, bununla birlikte özellikle Avrupa Yakası’ndaki Fatih, Bahçelievler, Bakırköy ve Güngören’in hem zemin formasyonunun iyi olmadığı hem de eski yapıların çoğunlukta olduğu ifade edildi.

İstanbul Deprem Haritası; Zeytinburnu’nun tarihi yarımadaya bakan bölümlerini,  Avcılar’ın sahil kesimlerini ve Boğaziçi öngörünüm bölgelerini, Kartal-Maltepe sahil kesimini, ve Kadıköy’ün batısını depremden daha fazla etkilenecek bölgeler olarak işaretlerken; geçtiğimiz yıl  e-devlet üzerinden açıklanan toplanma alanları incelendiğinde kişi başına 1.17 metrekare toplanma alanı düştüğünü gösteriyor.

deprem

Deprem çalışmalarına nereden başlanması gerektiği konusunda yapay zekadan yardım alınabileceğini aktaran GABORAS CEO’su, “Bu bölgelerde master plan doğrultusunda bina dönüşümünden ziyade mekânsal kalitenin arttığı projelerle yaklaşılmalıdır. Deprem odaklı dönüşüm içerisine alınacak bölgelerde yaşayan vatandaşları değer takası ile metrekare tartışmalarının ötesinde teknolojik bir çözüm gerekmektedir. Mevcut durumda noktasal olarak değer tespiti yapabilecek teknolojik altyapıya sahibiz. Önemli olan gayrimenkulü bir değer olarak kabul etmektir.” ifadelerini kullandı.